{ margin-top:0px; position: relative; top: -50px; }

Oysa Senin İçin

Yazar ali ikizkaya 25.08.2009 Circa


Yağmur denilince, neden hep Sonbahar gelir akla ?. Yaz yağmurları uçarı, geçici olduğundan mı ?. Mevsim Yaz, ama yağmur yağıyor şimdi. Hem de soğuk soğuk. Damlaların cama çarpıp kayışlarını duyuyor. O minicik damlalar birer soru olup pervaza iniyorlar. Bir kalem bir de kağıt alıp pencerenin önüne oturuyor ve yazıyor.

İnsan yolcu mu olmalı ? Yoksa hancı mı ? Gitmekle, kalmak gibi mi ?
Ben yolcu olmayı seçmiştim. Elimde valizim, ordan oraya, nereye gitsem bulduklarımı biriktiriyordum. Bir koleksiyoncu gibi senin için. Belki de deli gelin kızın çeyizi misali. Tek bahar seninle olsun, değerini bileyim diyerek. İlkbaharı yapayım çabasıyla hep Sonbaharda gezmişim. O güz, zorluklarından sebep ayaklarım uzun yo
llara dayanıklı olmuştu ve yüreğim kıymetini bilecekti senin getirdiğin ışığın, güneşin. Kuzeyim sendin ya, benim. Rüzgarlarda seni koklayarak yol almıştım. Karanlık gecelerde yıldızdın. Biliyordum, oraya yol alıyordum. Umuttu, cılız ayaklarıma o uzun yollar için güç veren. Bir gün durdum ve baktım valizin içindekilerine. Eskimiş, eprimiş, kullanılamaz haldeler. Ben biriktirdiğimi zannediyordum. Eksiliyorlarmış meğer. Oysa valizim sağlamdı benim. Sıkı sıkıya tutmuş, hiç mi hiç bırakmamış, yanımdan ayırmamıştım. Nasıl da titiz davranmıştım ona. Hiç bir şey eksik olmamalıydı. Senin, tam ve bütün olman için. Biliyordum ki; eksiklik naçar bırakır, bütünlemezdi. Gözlerimle görüp saklamıştım her bir görüntüyü . Aynı bir film üzerine kayıt edip makaraya sarar gibi. Sonra bir gün sana; o makarayı beynime takıp bir sinema makinesi gibi gözlerimle bir perdede oynatmak için. Senin eksik ve yarım kalmaman için. Ama şimdi bakıyorumda, sisler var, eksik parçalar, bozuk kareler makaradaki filmde. Eczaları yitip gitmiş. Tamir edilemez, geri döndürülemez haldeler. Kartpostallar nasıl da silikleşmişler. Mektuplar, sapsarı kuru yapraklar gibi. Saçlarına tutturmak için, gökkuşakları vardı ovalardan topladığım. Uçları boynundan geçip göğüslerine dökülecek. Bir de geçtiğim zamanların yağmurlarından su taneleri. Hepsi yitmişler. Ben mi bakma yı bilemedim onlara ? Yanlış mı öğrenmiştim onları iyi durumda tutmayı?
Yoksa ? hiç mi hiç hesaba katmadığım o sinsi el. Zaman mı ? hepsini birden; ben çoğalıyor zannederken alıp götürüyor, eksiltiyordu. Nasıl da hırpalanmışlar. Tanınmayacak haldeler. Sanki ben onlara hiç özen göstermemişim gibi. Bir rüzgar esse, un ufak olup, uçup gidecekler. Renkliler yada renkleri olduğunu zannediyordum. Hepsi siyah beyazmış meğer.
Şimdi durdum.
Bak ! İşte !
Mevsim de yokmuş. Sonbahar bile değil. Siyah Beyaz bile yok renk adına. Işık
ta yok. Doğru ve yanlışında olmadığı bir yerdeyim. El yordamı ile, o dolu zannettiğim boş valizin üstüne oturdum karanlıkta.
Yoksa hancı mı olmalıydım ? "Buradayım,arayan bulur" diyerek. Oysa bana, sevgi, aşk emek ister, oya gibi işlemek gerekliliğini belletmişlerdi o günü haketmek için. Seni haketmek için. Ustam da, onun ustası da yanlış mı bellemişti ?
Yolculuğumda hep etrafıma baktım. Dikkatliydim. İçim "O mu ?" dedi, her yeni yüzde. Belki o didinme arasında ben değişmiştim de sen mi beni tanıyamamıştın ? Hancı olsaydım eğer, her kapı çalınışında içim kopacaktı geleni sen zannederek. Çabam sadece kapıyı açıp açmamak olacaktı. İstemedim. Senin için alın terim olsundu. Gayretkeş olmayı seçmiştim. Fakat çaba, yavaş yavaş renkleri soldurup Siyah Beyaz ediyormuş. Çölleştiriyormuş.
Belki de r
enkleri yok eden hiç bir şey yok. Ben hep Siyah Beyaz dım. Hep çöldüm de bilmiyordum.
Şimdi... Gecikmiş ve geç kalmış bir zamanda bilmekse can yakıyor. Külleri boşluğa savuruyor. Yine ordan oraya savrulurken yağmur yağacak belki..., toprağa düşeceğim damlalardan biriyle. O güzelim çayırda açmaya çabalayan, sen çiçeğin özüne yürüyeceğim bir gün...



edit post

13 yorum:

  1. Başak BAŞOL 25 Ağustos 2009 at 6pm

    Ada ile Ali bir sonraki hayatlarında yağmurlu bir Eylül gününde ikisininde kaçmak biraz nefes almak için gittikleri ada vapurunda tam da zamanında tanışacaklar.Ve sonsuza kadar mutlu yaşayacaklar…

    Yağmuru avuçlarında tutmaya çalışan kızıl saçlı ,çilli bir kız görürsen bil ki o Ada'dır.Ve bil ki yüzyıllardır o da seni aramakta…Tıpkı bugün olduğu gibi…

    Sevgiyle Kal…

    YanıtlaSil
  2. Erkan Şen 26 Ağustos 2009 at 10am

    Senden de sana yakın aslında Ali Abi… Sadece dönüp içine bak. Bunu yaptığında her karşına gelen "O" olacak belki de… Belki de bir "Tek" yok… Belki herkes o "Tek"… Her karşına gelen… Her kapısına gittiğin "Tek"…

    Sevgiler.

    YanıtlaSil
  3. öykü 26 Ağustos 2009 at 2pm

    Bıten bısey her zaman kötu degıldır
    hayırlıdır..Yeni ve guzel seylerın baslangıcıdır..

    YanıtlaSil
  4. Ali İkizkaya 26 Ağustos 2009 at 3pm

    Sevgili Başak!
    Ne güzel bağlamışsın sonu.. Bitmesin, yürek küsmesin diye. Ada adında çilli bir kız hem de yüz yıl bekleyen..
    Sana bunun için çok ama çok teşekkür ederim.
    Sevgiyle.

    YanıtlaSil
  5. Ali İkizkaya 26 Ağustos 2009 at 3pm

    Sevgili Erkan!
    Aynı senin yazdığın gibi yapmıştı o da. Durdu şimdi. Hani demişti ya, doğru ve yanlışın olmadığı yerdeydi. Bakıyordu öyle boş.
    Sevgiyle.

    YanıtlaSil
  6. Ali İkizkaya 26 Ağustos 2009 at 3pm

    Sevgili Öykü Kız!
    Ne hazindir ki ve de ne garip ki; ne başlayan nede biten bir şey var. Eylemin dahi olmadığı bir yerde öylece sorulara cevap bulmak için kalakalış var.
    Sevgiyle.

    YanıtlaSil
  7. asya selda 27 Ağustos 2009 at 8pm

    Bu gece en hüzünlü şiirleri yazabilirim

    Şöyle diyebilirim : 'Gece yıldızlardaydı
    Ve yıldızlar, maviydi, uzaklarda üşürler'

    Gökte gece yelinin söylediği türküler

    Bu gece en hüzünlü şiirleri yazabilirim
    Hem sevdim, hem sevildim, ya da o böyle söyler

    Bu gece gibi miydi kucağıma aldığım
    Öptüm onu öptüm de üstümde sonsuz gökler

    Hem sevdim, hem sevildim, ya da ben böyle derim
    Sevmeden durulmayan iri, durgun bakışlı gözler

    Bu gece en hüzünlü şiirleri yazabilirim
    Duymak yitirdiğimi, ah daha neler neler

    Geceyi duymak, onsuz daha ulu geceyi
    Çimenlere düşen çiy yazdığım bu dizeler

    Sevgim onu alakoymaya yetmediyse ne çıkar
    Ve o benimle değil, yıldızlıdır geceler

    Yürek zor katlanıyor onu yitirmelere
    Bakışlar sanki onu bana getirecekler

    Böyle gecelerdeydi ağaçlar beyaz olur
    Artık ne ben öyleyim ne de eski geceler

    Sesim ara rüzgarı ona ulaşmak için
    Şimdi sevmiyorum ya, eskidendi sevmeler

    Şimdi kimbilir kimin benim olduğu gibi
    Sesi, aydınlık teni, sonsuz uzayan gözler

    Sevmiyorum doğrudur, yürek bu hala sever
    Sevmek kısa sürdüyse unutmak uzun sürer

    Bu gece gibi miydi kollarıma almıştım
    Yüreğimde bir burgu ah onu yitirmeler

    Budur bana verdiği acıların en sonu
    Sondur bu onun için yazacağım dizeler

    şiir senin için ali abi
    nede güzel söylemiş pablo neruda değilmi???
    başka birşey söyleyemedim .. duyguların kelimelere kanat takıp hepimizi başka başka yerlere götürmüş..yada her birimizi gitmek istediği yere…
    sevgiler ali abi:)

    YanıtlaSil
  8. sufi 28 Ağustos 2009 at 9am

    Başlangıcı ve sonu olmayan bu hayat yolculuğumuzda biriktirdiklerimiz yeter ki ateş olsun, aşk olsun, anılar deneyimler olsun dilerim. Hepsi birbiriyle içiçe geçip simyacının potasında o TEKe ulaşsın.

    Ağır aksak gelen var, aç kapıyı Ey HANcı!
    Gönül yönünü sana dönen divane bir ben var.
    Gurbet elde yüreğimde eskimeyen bir sancı.
    Senden sana alev gibi yanan bir aşk var.

    Aşk olsun güzel dost, sevgilerimle.

    YanıtlaSil
  9. Ali İkizkaya 29 Ağustos 2009 at 5am

    Sevgili Selda Kız!
    Neruda yı pek severim özelliklede metaforlarını. Nerden bildin böyle?. Postacı filmini seyretmişmiydin bilmem. Benim yazılarımda da çok vardır metafor. Yine gelmişsin güzel incecik şeyler yazmışsın. Teşekkür ederim. Ali abin sana güzel huzurlu bir hafta sonu gönderiyor.
    Sevgiyle

    YanıtlaSil
  10. Ali İkizkaya 29 Ağustos 2009 at 5am

    Can Dostum Sufi!
    Hay, hayy diyerek karşılıyorum seni. Neler yazmışsın. Ben seni nasıl özlemem, nasıl hasret kalmam.
    Bulmuşsun çıkarık hediye etmişsin torbandan bu fakire, sorularına merhem olması, yolunu aydınlatması için can-a şifa dost.
    Aşk olsun ki gönül külhanına ateş olsun. Sevgilerimle

    YanıtlaSil
  11. asya selda 29 Ağustos 2009 at 1pm

    farkettim desem
    yada hissettim….
    bendede çok ayrı bir yeri vardır Neruda'nın…
    metafor-postacı:)evet
    ''sanki içmde bir tekne sallanıyor''muydu ???

    YanıtlaSil
  12. öykü 31 Ağustos 2009 at 9pm

    Ali abı
    kalmamalı orada
    yurumelı gıtmelı bı gayret
    ve arkaya da asla bakmamalı..

    YanıtlaSil
  13. Ali İkizkaya 1 Eylül 2009 at 2am

    Sevgili Öykü Kız!
    Sağır Kediye Olan bana da olmuştu. Hatırlarsın. Çok çok ufak adımlarla gitmeye gayret içindeyim. Olacak herhalde bir gün.
    Teşekkür ederim. Sevgimle.
    Ali Abin

    YanıtlaSil

Sevgili Okuyucu!
Burada yazılanların tamamı birbirimize kimi zaman buruk kimi zaman ise hoşça vakit geçirtmek ve geçirmek arzusu ile yazılmış hikayelerden öte bir şey değil. Bu dünya yolculuğumuzda birbirimize hikayeler anlatıyoruz. Beğenenler birlikte yürümeye devam ediyorlar. Amaçsa bir farkındalık yaratarak önümüzden geçenleri görebilmek. Bakmakla Görmek arasındaki derin farkı vurgulamak veya izah etmeye çalışmak gücümüzce.Söylediklerimin altındaysa paylaşma arzusundan gayri hiç bir şey yok.

Yüzünüz hep ışığa ve sevgiye doğru olsun.

Related Posts Widget for Blogs by LinkWithin

© Petit Prince Template by Petit Prince For Petit Prince Blog