{ margin-top:0px; position: relative; top: -50px; }

Bir Cam Kavanoz

Yazar ali ikizkaya 27.05.2009 Circa

Hastahane koridorunda sıra beklerken gözüne takılan karşısındaki şu küçük kırmızı kutu ne kadar çok şey anımsattı kendisine. Küçüklüğünden beri onu alıp uzak diyarlara götüren gemilere kadar ulaştırdı. Hep sevmişti o gemileri hele buharla çalışanlarını. Bu dileğini bilen Tanrı askerliğini bahriyede yapmasını sağlayan olaylar serisini sağlamış ve şimdi de deniz sektöründe çalışıyordu. Ne çok şey hayatında yıllar öncesinden etkileşime girerek bugünleri hazırlamıştı. İsteklerin de rastlantısal olmadığını düşündü . İnsanların ve ruhu olduğuna inandığı gemilerin de istekleri vardı. Kendisi gibi onlar da doğuyor, yaşlanıyor ve ölüyorlardı. Ve onların da korkuları vardı ..
Gemilerde karaya oturmak, fırtına, batmaktan ziyade en korkulan şey yangındı. Her gemi person
elinin ufaktan büyüğe düşüncesinin bile elini ayağını titrettiği bir felaketti. Şimdiye kadar kendinin başına hiç gelmese de deniz insanının içine işlemiştir. Bu yüzden gemilerde sürekli talim ve bundan korunmanın provası yapılır. Gecenin bir yarısı her şey sulh sükun içinde giderken birden iç yırtan, insanın iliklerine kadar buz kesmesine sebep olan sirenler çalmaya başlar uçsuz bucaksız okyanusun ortasında. Arkasından da bütün devrelerden "Tüm Personel Görev Yerlerine" diyen o soğuk, gelmesi istenmeyen simsiyah ses duyulur.
İlişkilerde mi böyledir ?. Onlar için bir yangın talimi var mıdır ?. Tehlike anlarında ilişkilerin uygulanabilecek kurtarma planları olmalı mı? gibi düşüncelerin arasında gidip gelirken aklına parlak bir fikir geldi.
Karşısında duran şu kırmızı camlı kutudan bir tane satın alınmalıydı her ilişkinin mabedine. Hani şu içinde " Acil Durumlarda Camı Kırınız " diye yazanlardan. Aklını pek bir sevdi. Nasıl düşünememişti daha önce. Oysa zamanında keşfetmiş olsaydı onca ilişki yanıp kül olmaz ve sonsuz olurdu. Bir müddet sonra " Düğmeye basılsa da Ne Olacak. ? Düğme nereyi harekete geçirecek ki bir ilişkide. Kurtarma malzemesi ve merkez yok." diye düşündü. Fikir yine yatmıştı teknik imkansızlıklardan ötürü. Sıra numarasına baktı ve daha vardı. Bir sigara için bahçeye çıkmak üzere kalktığında önünden geçen hemşireye yol verdi. Kadının elindeki tahlil için etiketlenmiş cam tüpler dikkatini çekti. Bulmuştu çözümü.
Bahçede cigarasının ilk nefesini aldığında. "KAVANOZ" dedi.
İlişkileri çözecek ve sonsuz yapacak malzeme bir cam kavanozdu.
Yapılması gerekenleri süratli bir şekilde kafasında sıraya dizdi. Her çift için şu züccaciyecilerde satılan orta büyüklüklükte cam bir kavanoz edinmek gerekiyordu. Her iki kişi de bu kavanozun içine ilk tanıştıkları günki hislerini yazdıkları birer notu öperek koyacak. Daha sonra gözlerini kapatıp birbirlerine karşı duyduklarını düşünerek derin bir nefes alarak kavanozun içine üflenecek. Ve kapak kapatılacak. Böylece ilk anın hissedişleri, sevgisi, anlamı ve kokusu kavanozun içine saklanabilecekti. İşte bu olmazsa olmaz esas kurtarma malzemesiydi . Ya bu malzemenin kullanım şekli ve anı ne olmalıydı ??
Gelin ! Kendi içsel malzememiz ile bu basit icadı imal edip sevgi mabedimizde yüksekçe bir yere yerleştirelim. Bu yer, onu her gün hatta her an görebileceğimiz aydınlık ve sağlam bir bölge olsun. Eğer bir gün kaza eseri de olsa diğerimiz panik düğmesine bastığında o kavanoza koşsun. Ve kapağını açarak önce notlardan birini okuyusun. Ardından da derin bir nefes çeksin kavanozda gizlenmiş olandan. Gözlerini kapatarak düşünsün, hissetsin. Ufukta beliren o küçük hayalleri bilsin, emeklerini hatırlasın. Ve gözlerini açsın. Sonra kaldığı yerden konuşmasına . . . . . . devam etsin ...


...

edit post

0 Yorum Yapılmış Bir Cam Kavanoz İçin

Yorum Gönder

Sevgili Okuyucu!
Burada yazılanların tamamı birbirimize kimi zaman buruk kimi zaman ise hoşça vakit geçirtmek ve geçirmek arzusu ile yazılmış hikayelerden öte bir şey değil. Bu dünya yolculuğumuzda birbirimize hikayeler anlatıyoruz. Beğenenler birlikte yürümeye devam ediyorlar. Amaçsa bir farkındalık yaratarak önümüzden geçenleri görebilmek. Bakmakla Görmek arasındaki derin farkı vurgulamak veya izah etmeye çalışmak gücümüzce.Söylediklerimin altındaysa paylaşma arzusundan gayri hiç bir şey yok.

Yüzünüz hep ışığa ve sevgiye doğru olsun.

Related Posts Widget for Blogs by LinkWithin

© Petit Prince Template by Petit Prince For Petit Prince Blog