{ margin-top:0px; position: relative; top: -50px; }

HİÇ UNUTMAZ HEP HATIRLARLAR

Yazar ali ikizkaya 11.01.2011 Circa

Ustam bana İbnülemin Mahmut Kemal İnal adında vakfiyesi olan bir düşünürün şu güzel sözünü nakletmişti.
Hatırattır en iyi semere-i hayat. Semere-i hayat ise hayır ile yad olunmaktır.
Hatırlanmak veya hatırlamak için beşerin maalesef fetişlere ihtiyacı var. Küçücük bir nesne, bir melodi, bir koku o ana tekrar dönmek için yeterli sihirli dokunuşun gücüne sahip. Peki ya fikirlerimiz ve düşüncelerimizin hatırlanması ?.
Onların ise yazıya/yazılmaya ihtiyaçları var, insan/insanlık belleği için. Bu yüzden hatıraların vuruculukları en can alıcı/yakıcı iki fetiş nesnesinin birincisi fotoğraflar, özellikle siyah beyaz olanları ve defterlerdir.
Bu fikirler size garip gelebilir ama benim doğduğum yıllar tünelinden geçen bir çocuk için son derece doğallar. Zira neler yok ki o yıllarda. Amerika-Küba Krizi, Türkiye'ye Nükleer Tehdit, ABD Devlet başkanı J.F. Kennedy'nin vurulması, Vietnam Savaşı, Marilyn Monroe'nun intiharı..
O Marilyn Monroe ki 1962'de bu dünyaya hovarda ama hüzünlü bir tokat atmış ve çekip gitmişti.. Sahneden ayrılmasına rağmen Ses, Hayat, Vogue ve Life gibi dergilerde hala çok sıkça cinsel bir obje olarak sunulduğu fotoğrafları ağırlıkla yer alıyordu.
30'lu yaşlarıma kadar zannediyorum bu şehvet ve cinsellik vurgulamalarının ön planda olduğu fotoğraflar yüzünden sevememiştim kendisini. Fakat Norma Jean 1945 kitabını okuduktan sonra onun, onca ihtişam ve şöhretin içinde yapayalnız derin bir hüznün içinde kısacık yaşamını sonlandırdığını, onu çok sevenlerin aslında canavarı ve ölümünü hazırlayanlar olduğunu anlamıştım. Tanıdığım ve bildiğim bir hüznü vardı Norma Jean'in. Fotoğraflarının altına yazıldığı gibi bir cinsel idol değil, okuyan, düşünen, duygulu bir kadındı..
Sadece bu kadarla da sınırlı değildi Norma Jean hakkındakiler.. VanityFair dergisi 2010 yılı Kasım ayı sayısının kapağında ondan geriye kalan ve pek de varlığı bilinmeyen günce defterlerinin bulunduğunu açıkladı. Bu defterlerde Marilyn Monroe'nun iç dünyası, fikirleri ve onu ölüme iten insanlarla ilgili ciddi satırlar vardı. Bu geleceğe kayıt düşülen defterlerin birindeki satırlarda;
Yapayalnızım.. Ne olursa olsun hep yalnızım.. diyordu.. Marily Monroe'nun cümleleri.
Ufacık bir dolmakalemle çizilmiş şekillerden meydana gelen harfler.. Harflerin evliliğiyle oluşan kelimeler.. Ve onları anlamlı kılan cümleler.
Üzerinde cümlelerinizin sonsuza kadar yaşayabileceği defterler ve sayfaları..
Defterler için ezberlemeye gerek yoktur. Size ait olanların tamamını bir arada derli toplu tutar, saptırmaz ve yoruma gerek bırakmazlar. Doğal belleklerdir onlar. Ardınızda kalanlar ve sizin hafızanızı fikirleriniz hakkında yormaz, hep taze tutarlar. Unutmaz hatırlarlar.
Siyah ve Beyazın, zıtlıklardaki varlığı işaret ettiği gibi..
Güldürürken Ağlatırsa da,
Özlemden İçini Sızlatıp Kavuşturur..
Sessizliğiyle Suskun Konuşur,
Evet, evet derken İçini Tutuşturur.. lar,
DEFTERLER ve FOTOĞRAFLAR ..
Bir varmış bir yokmuşla başlar,
Hep Hatırlar, Hatırlatırlar.
Daha Doğrusu Anlatır, Anlatır Dururlar...

Siz buralardan çekip .. gittikten sonra, ardınızda kalan size dair yegane kitaplardırlar...
Konuşan Ağaç Masalındaki Büyücü Çırağı Bibu İçin


edit post

8 yorum:

  1. Hatıralar! usumuza yer edenlerin dışında en somut olarak bize varlığını gösteren yegane araçlar-aracılar...yani o ölümüz an'ları bize anımsatan çok özel kişiye ait objeler,asıl önemli gerçek kanıtlar olmalılar!..yalnız sen ve seninle olan, başbaşa kaldığında yalın bir sen olan!duygular, düşüncelerin aktarıldığı küçük küçük iz-ler! her şey o küçücük detaylarda saklıdır çoğu kez görünenlerin aksine!

    George Bernard Shaw, Tennessee Williams, Ernest Hemingway, F. Scott Fitzgerald ve John Steinbeck gibi önemli isimlerin bulunduğu büyük bir kütüphanesi olan efsane yıldızın, günlüğünden derlenerek sonbaharda çıkacak kitabı, "aptal sarışın" imajını ortadan kaldıracak nitelikte!

    Rönesans sanatıyla ilgili okumaları sırasında aldığı notlar, mektupları, fotoğrafları, üçüncü eşi oyun yazarı Arthur Miller’le ilişkisi hakkında günlüğüne aldığı notların da kitapta yer alacak olması...

    M. M.'nun Fotoğraflarının altına yazıldığı gibi bir cinsel idol değil, okuyan, düşünen, duygulu bir kadın olduğunun en somut kanıtları...

    Genel anlamda görünüşün, önyargının yanıltıcı olduğunu ve imaj pompalamaları ile popülerliğin insan üzerindeki hazin sonuçlarını da bize gösteren önemli bir ayrıntıydı...

    Değerli Ali bey, bu güzel paylaşım için teşekkürler...
    Esen kalın...

    YanıtlaSil
  2. Sevgili Ali İkizkaya!
    Bende Marilyn Monroe nun kısa süren bir dizisini seyretmiştim.Adeta hayatını yaşayan bir ölüymüş gibi geçirkiş.Yaşantısından memnun olsa intihar etmezdi zaten.Etrafında onca insan varken kendini yanlız hissetmek ne kadar kötü bir duygu.Benim babamın vardı küçük bir not defteri.Arasıra okurum ama bu tür defterler çok acıtıyor insanın yüreğini.
    Teşekkürler.

    YanıtlaSil
  3. Sevgili Ali
    kör ölünce badem gözlü oluyor.aynı şey şimdilerde Micheal Jackson için gündemde.estetik ameliyatları ,
    deri rengini beyazlatma gayretiyle çoğu kişi onu hakir görürken öldü kıymete bindi.heryerde şarkıları çalınıyor hayatı inceleniyor.MM da da aynı şey oldu işte. herkes seks sembolü aptal sarışın derken bugün mezar komşusu olmak 500 bin dolar.EBay deki mezarının üstünde yer almak bu para! yaşarken kimin ilgisini çekti ki onun annesiz geçen çocukluğu, tecavüze uğrayışı ve travmaları.Fox onun üstünden dünya para kazanmadı mı , psikoanalisti Greenson ise karmaşık ruh halini en iyi çözebilecek kişiyken ilişkiye girmedimi?kim ruhuna, sevgisiz dünyasına el uzatmayı denedi?sadece yargılandı aptal oluşuyla,ilgi duyuldu sarışın bombalığına.kıymeti bilindimi?ölünce kimse dokunamadı beyaz ahizeyi tutan eline, üzüldüler belki . oysa ne çok vakitleri vardı onun gerçeğiyle ilgilenmek, sevgiyi sunmak adına.kimse onun norma jean kimliğiyle sevmedi bence. norma jean kimseyi cezbetmedi çünkü.fakir,acılı, yalnız, sevgisiz yanıyla. sevilen ,istenilen refah,güzel,sahte kalabalık içindeki marilyn di.gittiğinde kim hangisi için üzüldü sizce.norma jeane değer verenler deseniz bugün vicdan yapmazlar. marilyn derseniz de onlardan çok var üzülmeye değmez.biri ölür biri doğar. doğanın saçı ona benzer, diğerinin gözü benzer,diğerinin endamı.benzemiycek olan tek olan norma jeandır, doğmuyacak olan yani.bilinseydi değeri, kazanç kapısı olarak değil de sevgiyle uzansaydı eller, yalnızlık onu şizofreniye sürüklermiydi?bugün el yazısının, eşyalarının peşinde ondan hatıra peşinde olanlar hafızalrında belli ki iyi şeyler biriktirememiş. ya değer bilmemenin acısı ya vicdan.vaktinde ona hakettiği değeri verenler hakediyor onun için gerçekten üzülmeyi.gittiği için öldüğü için.geri yandakilerinki timsah gözyaşları.insanoğlu seviyoruz yargılamayı suçlamayı.ölümünden bu yana hala sözü edilebiliyorsa o bir değermiş demek ki.MMnin ölümünden 11 ay sonra enkarnesinin dünyaya geldiği iddiası varmış . şu an Kanadada bir rock grubunda yer alan kadının onun ruhunu taşıdığı iddia ediliyormuş.hipnoz sonuçları, el ve ayak yapı benzerliği, intihar eğilimi bu tezi destekliyormuş.eğer öyleyse merak ediyorum norma jean in mi yoksa marilyninmi ruhunu taşıyor gelen.

    YanıtlaSil
  4. Sevgili Esmir !
    Sizin yorumunuz ve diğer yorumlar o kadar güzel ki bozulmamaları için hiç bir şey yazmıyorum. Çok teşekkürler ve sevgiyle diyorum...

    YanıtlaSil
  5. Sevgili Şanslı !
    Sizin yorumunuz ve diğer yorumlar o kadar güzel ki bozulmamaları için hiç bir şey yazmıyorum. Çok teşekkürler ve sevgiyle diyorum...

    YanıtlaSil
  6. Sevgili Ömür !
    Sizin yorumunuz ve diğer yorumlar o kadar güzel ki bozulmamaları için hiç bir şey yazmıyorum. Çok teşekkürler ve sevgiyle diyorum...

    YanıtlaSil
  7. Sevgili Ali İkizkaya,

    Sanırım Norma Jean, Marilyn Monroe olmak istediği ve kendisine basit bir hayat sunan polis memuru ilk eşini terk ettiği andan itibaren sonunu hazırlamaya başladı. Bunu şöhret olmayı kötülemek için yazmıyorum, fakat düşündüğümde, büyük bir hayranlık ve hevesle adım attığı medyatik ünlüler dünyasında herşeyi elde etti, sevgi hariç. Belki sevdi ama arzuladığı şekilde hiç sevilmedi. Hep bir umutla başlayan onca ilişkinin ardından aslında sevilmediğinin fakat sadece kullanıldığının farkına varmak bir kadın, bir insan için çok acı, çok yıkıcı.

    Selamlar,

    YanıtlaSil
  8. Sevgili Müge Hanımefendi !
    Okumanıza ve yorumunuza herşeyden önce teşekkür ederim.
    Yorumunuz hem bilgilendirici hem de tamamlayıcı nitelikte bu yüzden fazla uzun bir şeyle yazmayacağım ki anlamı bozulmasın. Fikirlerinize tamamen katılıyorum. İşaret ettiğiniz gibi zayıf karekterinin ihtirasına dayanamayıp şöhrete EVET dediği gün başladı hazin sonu.

    Selamlar ve sevgiyle...

    YanıtlaSil

Sevgili Okuyucu!
Burada yazılanların tamamı birbirimize kimi zaman buruk kimi zaman ise hoşça vakit geçirtmek ve geçirmek arzusu ile yazılmış hikayelerden öte bir şey değil. Bu dünya yolculuğumuzda birbirimize hikayeler anlatıyoruz. Beğenenler birlikte yürümeye devam ediyorlar. Amaçsa bir farkındalık yaratarak önümüzden geçenleri görebilmek. Bakmakla Görmek arasındaki derin farkı vurgulamak veya izah etmeye çalışmak gücümüzce.Söylediklerimin altındaysa paylaşma arzusundan gayri hiç bir şey yok.

Yüzünüz hep ışığa ve sevgiye doğru olsun.

Related Posts Widget for Blogs by LinkWithin

© Petit Prince Template by Petit Prince For Petit Prince Blog