{ margin-top:0px; position: relative; top: -50px; }

BİZE BİR ŞEY OLMAZ Dr.SCHACHT

Yazar ali ikizkaya 20.12.2010 Circa

Hikayemizin baş aktörü bugün Danimarka topraklarında kalan Tingleff kentinde 12 Ocak 1877 de dünyaya gelmiş bir Alman maliyecisi(fotoda sağda). Adı Hjalmar Horace Greeley Schacht. Bu uzak görüşlü, hem akademisyen hem de teknokrat adamın adı kısaca Dr. Schacht(trk=Doktor Şaht). Bu adı, iktisatta öğretim üyesi bir kaç kişiden başkası tanımıyor zannediyordum bir zamanlar. Dr.Schacht'ı yakınlığım olan hocalarımdan öğrenip hakkında okumuş idim. Bu az bilinen tarihi gerçeğin bizler üzerinde uygulamaya geçirildiğini farkettiğim için sizler tarafından da belleklerinize yerleştirilmesini istedim. Zira bu realiteyi bilen ve bizi buna göre fütursuzca sevk ve idare edenler var. Bu bir ruh, başka bir nefes.. Öyle bir nefes ki İstiklal Savaşında bile vardı.. Ve hep var oldu..
Konunun anlaşılabilmesi için anılan kişiler ve olaylar hakkındaki bazı detayların sizler tarafından bilinmesinde yarar görüyorum. Bu anlayışla yazının içinde el işareti ile gösterilen en güvenilir kaynakları linkler ile bilimsel tabanı sağlam tutmaya gayret ettim. Gelelim Dr.Schacht in hikayesine;
1864 te Almanya Danimarkayı ilhak ettiğinde Dr.Schacht'ın babası ABD ye kaçarak amerikan vatandaşı oluyor ama daha sonra eşinin çağrısı üzerine Almanya'ya geri dönüyor. Yani 1877 de Dr.Schacht aynı zamanda amerikan vatandaşı bir babanın oğlu olarak dünyaya geliyor. Babası, amerikalı liberal gazeteci Horace Greeley den çok etkilendiği için küçük Schacht ın göbek adını bu gazeteciye atfen Horace Greeley olarak veriyor.
Dr.Schacht 1899 ta Almanya ve Paris teki eğitimini tamamlayarak ekonomi doktoru ünvanını alıyor. Özellikle 1860 tan itibaren Almanya, özellikle Afrika ve Yakındoğuda sömürge edinme derdine düşüyor. Dikkatinizi çektiyse bu bahse konu toprak parçaları Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde. Dr.Schacht ın uzmanlık alanları ise devletler arası borçlar, krediler ve gelişmekte olan ülkelerin ekonomileri. 1903 yılında Dresdner Bank ta çalışmaya başlıyor. 1903 te fiilen hayata geçirilen ve başımıza ağır bir borç belası açan Bağdat Demiryolu
finansmanı ile ilgili hazırlanan raporlarda görüşleri var. 1905 yılında, yani işe başlamasından iki yıl sonra bankanın bazı üyeleriyle birlikte ABD de ticaret yapmaya başlıyor. Ve ne ilginçtirki ABD li banker ve işadamı J.P. Morgan, Alman kökenli ve Almanya da tahsil yapmış ABD devlet başkanı Theodore Roosevelt ile sıkı ilişki içine giriyor. 1908 yılında ise Dresdner Bankasının direktörü oluyor. 1930 yılına kadar Alman Devletinin ekonomi ve iktisat konularında ileri gelen kurum ve bankalarında hep en üst düzeyde oluyor. 1930 yılında ise Reichsbank ın başına getiriliyor. Bu yıldan itibaren Nazi ileri gelenleriyle ilişkilerini sıkı tutmaya başlıyor. Aynı yıl Goering ile buluşmalarını sıklaştırarak Hitler ile de görüşme imkanı buluyor. Bu görüşmeden sonra Dr.Schacht ın yıldızı iyice parlayarak siyasete giriyor ve nazilerin yanında yer alıyor. Nazi Almanyasını ekonomik ve endüstriyel bakımdan güçlendirmek için tüm gücüyle çalışıyor.
Hitler görevine başlayışından henüz üç ay bile dolmadan, 1 Nisan 1933 günü başlayan Yahudi işyerlerine boykot hareketinin ardından 7 Nisan 1933 tarihinde Devlet Memuriyetinin Meslek Olarak İfasına Yeniden Dönüş Yasası’nı çıkartır. Safkan, yani Aryan ırkından olmayanların ve özellikle Yahudilerin veya rejim karşıtı (anti-nazi) olanların sindirilmesi, sırasıyla önce işlerinden, daha sonra toplum yaşamından soyutlanması ve nihayet yeryüzünden silinmeleri sürecinin yeşil ışığıdır bu yasa. Doğal olarak da, ilmin nur’undan korkan tüm rejimlerde olduğu gibi ilim ve bilim adamları ilk hedeftirler. Yahudi kökenli veya sosyalist eğilimli akademisyenler bilim ve irfan yuvalarından dışlanarak faaliyet görmeleri kısıtlanır, yasaklanır.
Almanya’dan, ve daha sonra Avusturya’dan, kaçan akademik kişiler sığınacak limanlar aramaktadırlar. Bu kişilere yardımcı olmak üzere New York’da Emergency Committee, Londra’da Academic Assistance Council gibi kuruluşlar faaliyete geçer. Kimi bilim adamları ABD’ye göç ederken Avrupa’da kalmayı yeğleyen çoğunluğun ilk durağı ise, belki de anadilleri olan Almanca lisanı hakim olduğundan, Zürih’tir. Mart 1933 de İsviçre’ye iltica eden, Frankfurt Tıp Fakültesi Patoloji Enstitüsü öğretim üyelerinden Prof. Dr. Philipp Schwartz öncülüğünde Notgemeinschaft deutscher Wissenschaftler im Ausland - NdWA (Yurtdışındaki Alman Bilim Adamlarına Yardım Cemiyeti) adlı bir cemiyet kurulur
Aynı dönemde Türkiye’nin gündemini işgal eden temel sorunlardan biri de Üniversite Reformu’dur. II. Abdülhamid’in Ağustos 1900’de kurduğu Darülfünun-u Şahane 10 yaşındaki genç ve dinamik Türkiye Cumhuriyeti için Atatürk’ün hedef olarak belirttiği muassır medeniyet ilkesine cevap vermekten çok uzaktır. Maarif Vekaleti’nin (Milli Eğitim Bakanlığı) Haziran 1931 de başlayan ve çağdaş anlamda bir üniversite reformu amaçlı çalışmaları tam hızla devam etmektedir. Bu sırada Atatürk, tarafsız ve objektif bir rapor hazırlaması için Cenevre Üniversitesi’nden Pedagoji öğretim üyesi Prof. Albert Malche’i Türkiye’ye davet eder.
19 Ocak 1932’de Darülfünun’da kendisine ayrılan bölümde çalışmalarına başlayan Prof. Malche, öğretim üyeleri ve öğencilerle görüşerek, zaman zaman derslere ve hatta sınavlara girip durumu bilfiil gözleyerek düzenlediği 95 sayfalık geniş ayrıntılı değerlendirme raporunu2 29 Mayıs 1932’de takdim eder. Raporu okuyan Atatürk’ün yorumu kısadır: “Bildiğimiz başka, hakikat başka”. Raporun sonuç bölümünde özetle, Darülfünun’un kapatılmasını, fen ve bilimin güncelliğine uymayan öğretim üyelerinin tasfiyesiyle kadro açığının yurtdışından getirtilecek bilim adamlarıyla tamamlanmasını, disiplinli bir eğitim sisteminin yerleştirilmesini ve gelecek nesil öğretim üyelerinin yetiştirilmesini öngören rapor, 1 Haziran 1932’de Başvekil İsmet (İnönü), Hariciye Vekili (Dışişleri Bakanı) Dr. Tevfik Rüştü (Aras), Adliye Vekili (Adalet Bakanı) Yusuf Kemal (Tengirşenk) ve Maarif Vekili (Milli Eğitim Bakanı) Esat (Sagay) Beylerin katıldığı beş toplantıda müzakere edilerek onaylanır. 6 Haziran 1932’de İsviçre’ye dönen Prof. Malche de yeni sistemde görev almak üzere bazı bilim adamlarıyla temaslarına başlar.
Türk hükümetinin kendisinin kovduğu kişilerle temas kurduğunu öğrenen Hitler 8 Mayıs 1933 günü Berlin’deki makamına öfkeyle gelerek “Benim ortadan kaldırmak istediğim bu Yahudi alayı’nı Mustafa Kemal koruyamaz. Buna müsaade veremem.” diye tehditte bulunur ve Atatürk’e “Bu komünist profesörleri ülkenize sokmayınız” mesajı gönderir. Atatürk bu bilgi kendisine iletildiğinde Hariciye Vekili Tevfik Rüştü (Aras) ve Maarif Vekili Dr. Reşit Galip’e “Bir onbaşı beni cinayetlerine alet edemez” diyerek Türkiye’ye sığınmak ve Türk Üniversitelerinde görev yapmak isteyen Alman profesörlerle ilgili işlemlerin süratlendirilmesi talimatını verir.
Ve Alman profesörler kafileler halinde özellikle İstanbul Üniversitesi ve Ankara Üniversitesinin omurgasını oluşturmak üzere gelmektedirler. Einstein ın Atatürk'e yazdığı ünlü dilekçede
bu döneme rastlar. Atatürk Einstein ın da Türkiyede çalışmasını istesede Einstein ABD deki bilim ortamının daha gelişkin oluşu sebebiyle gelmez. Fakat dilekçesinde önerdiği 15 Tıp Profesörü ile 31 deneyimli Tıp Doktorunu Türkiye kabul eder. Çalışmalar ciddi anlamda hız kazanmıştır. Türkiye’de bu olumlu gelişmeler gerçekleşirken Hitler, İkinci Dünya Savaşı’nı başlattığı günlerde, Almanya ve Avusturya’da Nazi zulmünden kaçarak Türkiye’ye iltica eden bilim adamlarının ülkemizde ikametlerinden hala tedirgindir. Alman Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Herbert Scurla 1939 yılında Türkiye’ye gelerek Maarif Vekili Hasan Ali Yücel ile görüşür ve “Bu bilim adamlarını bize geri veriniz. Size Almanya’nın en parlak beyinlerini gönderelim” mesajını iletir. Ancak Türkiye, o an Avrupa’nın ve belki de dünyanın en güçlü devleti durumunda olan Almanya ile ilişkilerinin bozulması pahasına da olsa baskıya boyun eğmez ve profesörler görevlerine devam eder...

Devamı hemen gelecek azıcık sabır diyorum.
Sorularınız için lütfen mail atınız






edit post

14 yorum:

  1. Devamını bekliyorum.

    YanıtlaSil
  2. Sevgili Ali Bey,
    Dr Schacht'ın adını hayal meyal duymuşluğum var. Fakat bu müthiş detayları sizden öğreniyorum. Soyadı olarak anlamı ''derin maden kuyusu''. Sahi ne cevherler varmış adamda. İnsanoğlunun onca zekasını egoları,hırsları uğruna nerelere harcadığına şaşılası bir örnek. Zaten Hitler'in yanına pek yakışmış o nurlu (!) suratıyla...
    Elinize sağlık.
    Devamını sabırla bekliyorum...

    YanıtlaSil
  3. Sevgili Aysema Hocam !
    Merak etmeyin hemen bitirip yayınlayacağım. Ziyaretiniz için çok teşekkür ediyorum.
    Sevgiler...

    YanıtlaSil
  4. Sevgili Zeugma !
    Dr. Schacht adını hayal meyal de olsa hatırlaman sevindim. Maalesef türkçe yayınlarda adına bile rastlanmıyor ve kayıtta yok. Almancan sayesinde bu adamın soyadının ne anlama geldiğini öğrenmiş olduk. Burda yapmış olduğun hiciv de pek hoşuma gitti bilesin.
    Okuyor olmana çok sevindim. Zira istatikslere göre toplam 4 kişi okumuş. Var sen düşün. Ne yapıyor nereye gidiyoruz falan da falan...
    Nazik ziyaretin, okuman ve yorumun için teşekkürler.
    Sevgiyle...

    YanıtlaSil
  5. Sevgili Ali Bey;
    Bence bu yazının başlığını hemen değiştirip Dr Schacht kullanın yeni başlığınızda.Net ortamında çok güzel bir kaynak oluşturmuşsunuz. Arayanlar ulaşsın hemen. Çok değerli bir hizmet bu.
    Gerçi az önce Dr Schacht adını Türkçe dilinde arattığımda, yazınız bu başlığıyla bile Google'da ilk sayfa 2. sırada. Ve yazılarınızın okunurluğunu bloglararası ortam olarak görmeyin bana kalırsa.
    Ayrıca şahsım adına bu bilgilerle buluşturduğunuz için teşekkür borçluyum size...
    Sevgi ve saygılar gönderiyorum...

    YanıtlaSil
  6. Sevgili Zeugma !
    İkazın ve tavsiyen için teşekkür ederim. Şu anda düzeltim Dr.Schacht ibaresini de ekledim. Bundan sonraki bölüm içinde dediğin gibi kullanacağım.
    Tekrar tekrar alakan ve dikkatin için teşekkür ediyorum. Kaynak oluşturması açısından kesinlikle haklısın. Sen çok farklı bir boyutunu işaret etmişsin..
    Sevgiyle...

    YanıtlaSil
  7. Sevgili Ali Bey,
    Dr.Schacht'ın adını bende hayal meyal anımsıyorum. Hitler'in yaşamına dair okuduğum bir kitapta adını duymuştum.Türkiye`ye gelen çoğu Yahudi Kökenli Alman profesörler ve Albert Einstain'in Atatürk'e yazdığı dilekçe...Ve Önderimiz Atatürk'ün o olağanüstü öngörüleri...

    Tarihimize dair eksik kalan bilgiler ve bu güne ışık tutacak çok önemli kaynakları da barındıran böylesine güzel "araştırma-inceleme" kategorisine dahi girecek olan yazınızın devamını merakla bekliyorum...

    Teşekkürler bu güzel paylaşımınız için...
    Ellerinize sağlık...

    YanıtlaSil
  8. Sevgili Ali İkizkaya!
    Bu gece Mustafa Kemal Atatürk'e bir hayranlık daha uyandı içimde...Raporu okuyan Atatürk bildiğimiz başka hakikat başka demesi.Ne net bir yorum şeklidir bu.Parlak beyin olarakta sanırım bize dazlaklarını gönderceklerdi.Hikayenin devamını merak ediyorum.
    Teşekkür ederim.
    Sevgiyle:)

    YanıtlaSil
  9. atamızın o bilim adamlarını davet etmesi bir şanstı.
    ama pusudaki irtica elini çabuk tuttu.
    şu kara günlerimize ağlıyoruz. acep doğacak mı bir güneş daha.

    YanıtlaSil
  10. Sevgili Esmir !
    Her şeyden önce gecikmeden ötürü senden çok çok özür dilerim. Fakat blogger bir müddetten beri bazı yorumları elektronik posta yoluyla göndermeme gibi bir problem yapıyor. Bu diğer Dolmakalem Blog unda da oluyor.
    Herşeyden önce nazik ziyaretin ve detaylı yorumun için çok teşekkür ederim.
    Aynı okuduğun gibi Hitlerin sağ kolu maliye bakanı ve merkez bankası başkanı oluyor.
    Gerçekten Ata nın muhteşem zekası ve muhteşem zaman-planlaması bugünkü bilim seviyesine gelmöemize sebep oluyor. Nereye baksan onun izleri var.
    Okuyup sevmene çok sevindim son bölümleri de bitmek üzere önümüzdeki hafta tamamını okumuş olursunuz.
    Tekrar teşekkürler ve sevgiyle diyorum...

    YanıtlaSil
  11. Sevgili Şanslı !
    Senden de Esmir e anlattığım sebeplerden ötürü özür diliyorum.
    İşaret ettiğin gibi bu kadar dahi bir adamın bir rapor karşısında o millete ışık olacak mütevazi yorumu ve bilimadamlarına böylesine itibar etmesi.
    Okumana sevindim ve sevgiyle diyorum...

    YanıtlaSil
  12. Sevgili Zeynep Hanım !
    Büyük bir adamın milleti için yarattığı olağandışı ve az rastlanır bir şans. Kendisinin bu kavme gelmiş olması dahi Allahın büyük bir şihsanıdır.
    Aynı dediğin gibi elini çabuk tutanlar dan da öğrenilecek çok şey var...
    Sevgiyle...

    YanıtlaSil
  13. Sevgili Ali,
    Yogunlugum ve dolayisi ile yorgunlugum nedeniyle ancak simdi okumaya firsat buldugum yazinin devamini dort gozle bekliyorum. Pazar ve pazartesinin kar firtinasi ile sehri esir almasi bu iki gunu guzel okuma gunlerine cevirdi...ben de hemen elbette firsat bu firsattir dedim:)

    YanıtlaSil
  14. Sevgili Biraz !
    Hiç önemli değil. Fakat ziyaretin bilesinki ben arkadaşını sevindiriyor.
    Uzun zaman oldu yine kar görmeyeli. Biraz sokakta dolaşıp küçük bir kafede pencere kenarı bir yer bulup bilgisayardan bir şeyler okumak, gelip geçenleri izleyerek onlara dair hikayeler düşünmek.. hoş olur.
    Sevindim keyif yapmana. Sevgiyle...

    YanıtlaSil

Sevgili Okuyucu!
Burada yazılanların tamamı birbirimize kimi zaman buruk kimi zaman ise hoşça vakit geçirtmek ve geçirmek arzusu ile yazılmış hikayelerden öte bir şey değil. Bu dünya yolculuğumuzda birbirimize hikayeler anlatıyoruz. Beğenenler birlikte yürümeye devam ediyorlar. Amaçsa bir farkındalık yaratarak önümüzden geçenleri görebilmek. Bakmakla Görmek arasındaki derin farkı vurgulamak veya izah etmeye çalışmak gücümüzce.Söylediklerimin altındaysa paylaşma arzusundan gayri hiç bir şey yok.

Yüzünüz hep ışığa ve sevgiye doğru olsun.

Related Posts Widget for Blogs by LinkWithin

© Petit Prince Template by Petit Prince For Petit Prince Blog