{ margin-top:0px; position: relative; top: -50px; }

Hipopotam

Yazar ali ikizkaya 30.05.2009 Circa

İnsan ne çok söz veriyor gündelik hayatında. Hem de yerine getirip getiremeyeceğini düşünmeden. Bir çırpıda ağız dolusu sarf ediyor. Hayır dememek için. Elde etmek istediklerinin dürtüsüyle takıyor şirin maskesini. Cıırrtt. Konuşuyor da konuşuyor. Tablo bir çeşit ağız ishali vakasına işaret ediyor. Altı değil de çenesi tutmaz oluyor. Kısıtlı beyinle ağız arasındaki bağ kopuyor bu rahatsızlıkta. Sonra mangalda ne kül, ne duman .. Etraf ise darma dağan.
Yapılmayanların ardından gelsin kırgınlıklar, kızgınlıklar ve daha da dehşeti ayrılıklar, ayrılıklar...

Söz verip yapmamak mı , yoksa yapamayacağımızın idrakinde mi olmak daha iyi ?.

Nasıl olsa söz verilen bir insan. Kolaydır. Basittir.

Hiç Tanrıya söz verdik mi ?

Verip de tutmadığınız oldu mu ?.

Eğer olduysa sonunda neler oldu ?

Başınıza hangi kabaklar patladı ?

Bu soruların cevaplarını kişisel yaşanmışlıklar haricinde bilemiyoruz.
Fakat tek birinin haricinde...

Tanrı milyonlarca yıl önce Timsah'ı ve ardından Hipopotam'ı yaratıyor. Namı diğer Su Aygırı. Ben sevimli bulduğum için Hipopotam diyorum. Tanrı Timsah'ı Afrikada sulara bırakırken " Sen sudaki canlılarla, balıklarla besleneceksin. Sen bir etobursun" der.
Arkasından döner, sıradaki Hipopotam'a ve on
un cüssesine bakarak "Sen de ormanlarda yaşayacak, hayatını karada sürdüreceksin. "Bu etobur cüssen için karada yeteri kadar yiyecek var" der. Ve Hipopotamı ormana bırakır.
Nehirlerde balık bol, sular serin, Timsah'ın keyfi yerindedir yerinde olmasına ama Hipopotam mutsuzdur. İçi, ruhu hep suya çekilmektedir. Aylı gecelerde gidip nehir kenarına oturur ve hayaller kurar orda yaşadığına dair.
İçinin çok sıkıldığı, tahammülünün kalmadığı bir gece Tanrıya yalvarır.
Tanrım! Benim ruhum, bedenim, her şeyim suya ait. Ormanlarda mutsuz ve boş bir hayat sürüyorum. Canımı almanı istiyorum der.
Bulutlar aralanır ve Tanrı konuşur Hipopotamla.
O etobur cüssesinin çok yiyeceğe ihtiyacı olduğunu ve suda yaşarsa Timsah'a hiç bir şey kalmayacağını anlatır.
Hipopotam ağlayarak söz verir Tanrıya. Sadece ot ile karnını doyuracaktır suda yaşamasına izin verir ise Tanrısı. Kabul eder Tanrı Hipopotam'ın verdiği sözü. O hayaliyle yıllarca avunduğu nehirlere bırakır kendini Hipopotam. Ve hiç bir zaman Timsah'ın yiyeceğine dokunmaz, otla beslenir. Bu yüzden Hipopotam otoburdur... (Afrika Söylencesi)

Yakınlarda bilim adamları Hipopotam'ın et de tükettiğini keşfettiler. Meğerse yalan söylemiş ve Tanrıyı kandırıyormuş Hipopotam. Eeee !. Yalancının Mumu Yatsıya Kadar. Bu durumda Tanrı Hipopotam'ı sonsuza dek kabak yemek zorunda bırakır mı ? bilemiyorum ama...
Aramızda dolaşan, eşref-i mahlukat dünyasında Zekii-TahtaBurun familyasından hayvanat alemindeyse Hipo'ya denk gelenler korkusuzca devam ediyorlar yaptıklarına evrenin bilmesine rağmen.
Tanrı mağfiret sahibir. Akla sahip olmayan Hipopotam için Kabak Dolması seçeneğini çalıştırma ihtimali olsa da ..
Akıl ihsan edilmiş bizim Hipolar ise habersizler açtıkları yaralardan, yıktıklarından ve hakaret ettiklerinden.
Ve bir de habersizler Tanrının onlara da bir gün Çiğ Kabak yedirebileceğinden.


** Yalan söylemeyi kişisel özgürlüğü olarak gören eşref-i mahlukata ithaf olunmuştur.


edit post

0 Yorum Yapılmış Hipopotam İçin

Yorum Gönder

Sevgili Okuyucu!
Burada yazılanların tamamı birbirimize kimi zaman buruk kimi zaman ise hoşça vakit geçirtmek ve geçirmek arzusu ile yazılmış hikayelerden öte bir şey değil. Bu dünya yolculuğumuzda birbirimize hikayeler anlatıyoruz. Beğenenler birlikte yürümeye devam ediyorlar. Amaçsa bir farkındalık yaratarak önümüzden geçenleri görebilmek. Bakmakla Görmek arasındaki derin farkı vurgulamak veya izah etmeye çalışmak gücümüzce.Söylediklerimin altındaysa paylaşma arzusundan gayri hiç bir şey yok.

Yüzünüz hep ışığa ve sevgiye doğru olsun.

Related Posts Widget for Blogs by LinkWithin

© Petit Prince Template by Petit Prince For Petit Prince Blog